Güncel Yazılar

Sanat tarihinin diğer bilim dallarıyla ilişkisi Cumhuriyet Dönemi Ressamları Türk Resim Sanatı Türk Heykel Sanatı Tezhip Sanatı Geleneksel Türk Ebru Sanatı Türk Hat Sanatı Türk Minyatür Sanatı Türk halı sanatı Osmanlı Seramik (Keramik) Teknikleri
İslâm mimarisinde ibadethanelerin önemli bir ayrıntısı olan minarelerin öncelikle kelime anlamına bakmak gerekir. “Minar” kelimesi İslam’dan önce gözetleme veya işaret kulesi veya zafer tâkı için kullanılmaktaydı. Arapçada sözlük anlamı “ışık” veya “ateş çıkan ya da görünen yer” anlamındaki menâre yapı olarak aşağıdan yukarıya doğru şu kısımlardan oluşur:
  • Pabuç: Kürsü ile gövde arasındaki geçit kısmı.
  • Gövde: Pabuç ile şerefe arasındaki bölüm.
  • Kürsü: Üzerine minare gövdenin pabuç vasıtasıyla oturduğu taban.
  • Şerefe: Müezzinin ezan okurken dolaşabilmesi için yapılmış balkon.
  • Petek: Şerefenin üzerindeki gövde.
  • Külah: Minarenin tepesindeki konik çatı.
  • Alem: Minarenin en üst kısmındaki madeni hilal.
Hz. Muhammed Dönemi‘nde Mescid-i Nebevi’nin kıble tarafında Bilâl-i Habeşi’nin ezan okumak için üzerine iple tırmanarak çıktığı “üstüvâne” (silindir) denilen özel bir yer bulunmaktaydı. Burası minarenin ilk şekli olarak düşünülebilir. Emeviler Dönemi‘ne bakacak olursak camiye ilk minareyi ekleyen kişi Emevi Halifesi I. Muaviye’nin Mısır Valisi Mesleme Bin Muhammed’dir. Fustat’ta (Kahire) yaptırmaya başladığı ancak bitiremediği Ami Cami’nde köşelerde birer minare yer alır.

Şam Emeviye (Ümeyye) Camii Minaresi (706-714)

Revaklı avlunun köşesine yerleştirilmiştir. Endülüs Emevileri Dönemi‘nde İslam mimarisi adına söz edebileceğimiz en önemli eser Kordoba Cami olup daha sonra birtakım eklemelerle kiliseye çevrilmiştir. Günümüzde katedral olarak kullanılan yapının mimarisi (bugün çan kulesi olarak kullanılıyor) Suriye’deki camilerle benzerlik gösterir. Abbasi Dönemi‘nde Samarra Ulu Camii’nin minaresi dikkat çeker. Spiral minare malviye tipindedir ve ulu camiden ayakta kalan tek ögedir. Tolunoğlu Camii’nin minaresinin üst kısmı da malviye tipindedir. Fatımî ve Memlük Dönemi‘nde bu minarelerin en gelişmişlerini görebiliriz. Süslemelerinde bazı değişiklikler vardır ve çok zengin bir işçilik görülür. Karahanlılar Dönemi‘nde minare yapımı farklı bir boyut kazanır. Anıtsal diyebileceğimiz tarzda inşa edilen bu minareler genellikle çokgen kaide üzerine, silindirik gövdelidir. Üzerlerinde çok değişik tuğla dizilişleriyle dikkate değer bir süsleme vardır.

Özkent Minaresi (11. yüzyıl)

Özkent’te yapılmıştır. Tuğla dekorasyonuyla dikkat çeker.

Tirmiz Car Kurgan Minaresi (1108-1109)

Sekizgen kaide üzerine yükselen bir minaredir. Zengin tuğla dekorasyonu vardır.

Buhara Kalan Camii Minaresi (1127)

Aşağıdan yukarıya doğru incelen silindir biçimindedir. Gövdesinde geometrik şekilli kabartmalı süsleme şeritleri (bordür) vardır. Gazneliler Dönemi‘nde anıt minareler yapılmıştır. Bunlardan en önemlisi Gazne Sultanı III. Mesut minaresidir ki 1115 yılına tarihlendirilir. Alçak bir silindir şeklindeki kaide üstüne, gövdesi yıldız şeklinde yükselir. Gövde de kûfi yazılar ve geometrik motifler süsleme unsuru olarak kullanılmıştır. Büyük Selçuklu Dönemi‘nde camilerin ortak adı Mescid-i Cuma’dır ve bu mescid-i cumalar bulundukları şehre göre adlandırılır (Örneğin: Isfahan Mescid-i Cuma’sı). Bu camilerde minareler genellikle portalın (ana giriş kapısı) iki yanında yer alır ve çok zengin tuğla dekorasyonuna sahiptir.

Isfahan Mescid-i Cuma Minaresi (1112)

Çok zengin tuğla dekorasyonu vardır. Türkiye (Anadolu) Selçuklu Dönemi‘ne gelindiğinde minarelerin Suriye ve Orta Asya Türk geleneklerinin etkisinde şekillendiğini görüyoruz. Anadolu Selçuklu Devleti kurulmadan önce Doğu Anadolu’daki ilk Türkmen Beylikleri döneminde bu izleri daha çok görüyoruz. Örneğin; Erzurum’da Saltuklular dönemine ait “Tepsi Minare”. “Konya İnce Minareli Medrese’nin” minaresi Türkiye Selçuklu Sanatı minareleri için çok güzel bir örnektir. Çok güzel bir çini ve tuğla dekorasyonuna sahiptir. Anadolu Selçuklu mimarisinin bütün özelliklerinin görüldüğü “Erzurum Çifte Minareli Medrese’nin” adı da çifte minaresinden gelmiştir. Bu minareler tuğla ve çini işçiliğinin en güzel örneklerinden biridir diyebiliriz. Beylikler Dönemi’nde bize fikir verebilecek en önemli örnek Antalya “Yivli Minare”dir. Aşağıdan yukarıya doğru hafif daralan silindirik minaresi yivli olup, adını camiye vermiştir. Firuze (turkuaz) renkli sırlı tuğla dekorasyonuyla dikkat çeker. Osmanlı Dönemi‘ne geldiğimizde ilk dönemlerde (Erken Osmanlı Dönemi) tuğla minarelerin yerini genellikle taş minarelere bıraktığını görüyoruz. Uzun külahlar 16. yüzyıldan itibaren ortaya çıkmıştır. Osmanlılar plan ve tasarımlarıyla Selçuklu mimarisinden farklı bir tarzda inşa ettikleri camilerinde minare yeri konusunda çok araştırma yapmışlardır. Bazen revaklı avlunun uç kısımlarında bazen de avlu harimin birleşme yerinde inşa edilmişlerdir. Kaynak: Küçükyıldız, N., (2022), T.C. Millî Eğitim Bakanlığı Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü Açık Öğretim Daire Başkanlığı, Sanat Tarihi 2, s. 61-68

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir